Kaybettiğini Sananlar İçin Farklı Bir Bakış Açısı

baba-kizBugün babamın bedeni, sonsuz dinlenişi seçtiğinden beri, ikinci doğumgünü. Geçen yıl bugün sınavı geçememiştim.Şimdi ise teslimiyetimin doruklarındayken bu satırlar dökülüyor ellerimden.Kaybedenlere,kaybedeceklere ışık olsun diye..

Babamı kaybetmenin hayatımın en büyük sınavı olduğunu kaybetmeye yaklaştığım son saatlerde algılamıştım.Beni bırakıp gitmemesi için dua ettiğim,direndiğim hatta ufak ufak isyan ettiğim anlarda, birlikte manevi konularda çalıştığım arkadaşım tek bir cümle söyledi “Babanı özgür bırak!” Çok zordu ama en azından onu rahat ettirecekse ağzımdan çıkarmalıydım bu sözcükleri..İlk başta sessizce içimden söyledim yatağının baş ucunda sonra hemen vazgeçtim.Neden özgür bırakacaktım ki! Bıraksaydım da gitse miydi yani!Sonra “Hadi babacım” demeye başladım hatta “Dayan” “Diren” aklıma ne geliyorsa işte…En son baktım ben ona sadece ayak süründürüyorum.Acil servisin kapısında özgür bıraktım onu en yüce sevgimle…Özgür bıraktım ki, özgürce her an benimle olabilsin diye…

Veda töreni geçti gitti, günlerce aklımı kurcaladı hep “keşke bırakmasaydım” diyen içimdeki  ses…Ardından öğrendiklerim özgür bırakmamın ne kadar da doğru olduğunu ispatladı bana.Öyle ya, beden ölüyordu da ruhun enerjisi ölmüyordu ki!

Ölümü böyle karşılamak gerekirmiş, birinin bedeninden yoksun olmak, ruhundan da yoksun olmayı gerektirmezmiş, bunu öğrendim. Maddede kaybetmek, manada kaybetmek değilmiş, bunu öğrendim.Kaybettiğini sandığın minik şeyler için de üzülmeye değmezmiş, bunu öğrendim.Biriyle konuşmak illa sesini duymak değilmiş bunu öğrendim.En önemlisi birini sevmek bedenen yanında olmayı gerektirmezmiş! Bu yüzden bugün ben hala iyi ki DOĞDUN, iyi ki VARSIN diyorum ona…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir